25 Şubat 2012 Cumartesi

ben avcıyım


Ben, avcıyım. Doğada yaşarım. Senden çok daha az çentik atarım, senin verdiğinden çok daha az zarar veririm doğaya.

Ben, avcıyım. Doğayı bilirim, doğayı anlarım, doğaya sonsuz bir saygı duyarım. Hayvanların her türlüsü bana, sana olduğundan çok daha yakındır. Senin adam yerine koyup yaşama hakkı vermediğin bir sürü hayvanla ben aynı havayı solumaktan mutluluk duyarım. Ben fareyle, yılanla, sansarla, yarasayla eşit ve bir olduğumu bilirim çünkü.

Ben, avcıyım. Doğanın en büyük kudret olduğunu, senin ezelden beri düşünsen kuramayacağın bir düzeni olduğunu, senin ölene kadar uğraşsan yok edemeyeceğin bir uyum sağlama becerisi olduğunu bilirim.

Ben, avcıyım. Beton barınaklarda, egzos gazı ve kötülük dalgaları arasında şehirde yaşarken doğayı benden ayrı bir şey zannederdim ben de, onu benden korumaya kalkardım.

Ben, avcıyım. Doğada yaşarım. Doğayla aynı sofraya otururum. Ben onun ürünüyle beslenirim, o benim sevgimle.

Ben, avcıyım. Doğada yaşarım. Şehir insanından çok daha az tüketirim her şeyi. Benim için ağaçlar kesilmez, benim için deterjanlarla su kaynakları kirletilmez, benim için atmosfere zararlı gazlar salınmaz ve benim için dünyanın radyasyonu artmaz. Doğa benim ayak izlerimle sarsılmaz, parmaklarımın ucuna basarım hep.

Ben, avcıyım. Tüfeğimi kaldırıp avımı vurdum diye doğaya senden fazla zarar verdiğimi düşünmene ancak gülebilirim.

Ben, avcıyım. Doğa beni bağrına almadan önce korkardım ben de tüfekten, tabancadan, ölümden. Şimdi yaşamın ve ölümün gerçeğiyle bütünüm. Gerekeni öldürürüm, gerektiğinde de onlar beni öldürür. Sistem basittir.

Ben, avcıyım. Doğayla birim. Doğada merhamet yoktur, o yapılması gerekeni yapar; ben de öyle.

Ben, avcıyım. Her canlıya tetik düşüren bir torbacı değil. Doğaya karşı bir vicdan azabım, bir ezikliğim yok ki onu cam fanuslarda kendimden korumak için dişimi tırnağıma takayım. Her gün bir sürü hayvan giyiyor, bir sürü hayvan yiyor, bir sürü tüketimim için bir sürü hayvanın katledilmesine aracı oluyor değilim.

Ben, avcıyım. Doğanın bir örümceğini, bir kara sineğini, bir sıçanını öldürmemek için uğraşırım ama karşıma çürümüş fare, parçalanmış kuş, kokmuş domuz, ölmüş köpek çıkınca tiksinmem. Doğaya saygım vardır; o neyi nasıl ve neden yaptığını bilir.

Ben, avcıyım. Senin gibi, ben de katilim. Senin gibi, ben de hayvan öldürüyorum. Kara sinek, sivrisinek, akrep, fare, tavuk, domuz, ördek, kuş... Tanrının iradesini yok sayan “ahimsa*” uygulayıcıları haricinde, hepimiz katiliz.

Ben, avcıyım. Benim için tüm hayvanlar da, tüm insanlar da birdir. Soframa kral da oturur, çoban da.

Ben, avcıyım. Benim elimde yüz yüze geldiğim bir hayvanın kanı varsa, senin elinde deterjanlarının, yakıtlarının, klimalarının, deodoranlarının zehirlediği kuşların kanı, yaşadığın lüks sitelerin yok ettiği doğal yaşam alanlarındaki habitatın kanı, beslediğin AVM’lerin tükettiği elektriğin, suyun, gazın elde edildiği doğal yaşamın kanı var.

Adam gitmiş kadına, “Hanımefendi,” demiş, “size bir milyon liralık bir gerdanlık hediye etmek istiyorum, lütfen kabul eder misiniz?” Kadın hayret ve mutlulukla, biraz mırın kırın ederek kabul etmiş. Adam gerdanlığı vermek yerine devam etmiş: “Peki, 100 lira karşılığında benimle beraber olur musunuz?” Kadın kıpkırmızı olmuş ve bağırmaya başlamış: “Ne demek istiyorsunuz?! Siz beni ne zannettiniz??” Adam sakince cevap vermiş: “Ne olduğunuzu anladım da, rayicinizi belirlemeye çalışıyorum...”

Ne zaman birisi bana, av faaliyetleriyle ilgili olarak “Aaa ben hayvanları çok severim, onlara ateş edemem!” dese bu fıkra geliyor aklıma. Bazıları sadece kendi kendilerine diyor bunu, bana bir gönderme olmaksızın. Onlar değil ama cümlelerinin sonunda, “...Peki sen nasıl ateş edersin? İnsan hayvana ateş etmemeli! Sen de hayvanlara ateş etmemelisin çünkü bence yanlış! Bence yanlışsa, evrensel olarak yanlış demektir! Ayıp ve korkunç! Vahşice ve acımasızca! Haksızlık ve eşeklik!” duyulanlar, ah onlar...

Ben, avcıyım. Benim için insancıllık, şevkat, sevgi doğanın yaşam ölüm döngüsüne saygı gösterip onun yüceliğini kabullenmekte; ne pahasına olursa olsun yaşamı savunmakta değil. Ben, avcıyım. “Herkes ve her şey, sonsuza kadar yaşasın!” dediğin için benden daha insancıl olduğunu düşünmenin senin saflığın olduğunu bilirim; tüfekten, kandan, ölümden tiksindiğin için doğa karşısında alnının daha ak, başının daha dik olduğunu sanmanın..

Ben, avcıyım. Avcılığın bana ne kadar çok şey kattığını, gündelik hayatımda ara ara ayırt ediyorum. Çocuklarımıza verebileceğimiz en değerli niteliklerin av ile geliştirilenler olduğuna inanıyorum. Av insana doğayı dinlemesini, gözlemesini, sezmesini öğretir çünkü. En ufak çıtırtının anlamını çözmesini. En hafif kokuyu değerlendirmesini. En ince hareketi ayırt etmesini. Bunun için doğayla bir olmak gerektir, ondan üstün bir yaratık değil, onun sıradan bir parçası olduğunu kabullenmek. Ve avcının en heyecanla beklediği an için, sakince pusu kurmasını gerektirir av. İlmek ilmek o anı oluşturmasını, her şeyin zamanını yahut sırasını beklemesini, sabretmesini, avcı arkadaşlarına adil davranmasını, avını küçük görmemesini öğretir. Doğanın her zerresiyle iletişim kurmasını. Hem takım oyununu, hem kendinden başkasına bel bağlamamayı. Gerekli her şeyin, insanın kendinde mevcut olduğunu öğretir av. Aslında bireyin ihtiyaçsız olduğunu ve aslında doğayla bir olduğunu, doğa gibi kendi içinde bir bütün olduğunu.

Ben, avcıyım. Sırf bir hayvana kurşun sıktım diye senden daha çok hayvan öldürmüş olmadığımın bilincindeyim. En azından öldürmemi istekli, bilinçli ve kabullü yapmamın müsterihliğindeyim.

Ben, avcıyım. Dünyadaki ayak izimi ne şekilde bırakmak istediğimi bin defa seçecek olsam, bin defa avcı olmayı seçerim. Şehirde yaşayarak yavaşça ve şuursuzca doğayı katledip, kendisi gibi olmamak suçundan dolayı “inandığı gibi yaşayan**” avcılara parmak uzatmak yerine. 



*ahimsa: Bazı Budistlerin uyguladığı, havadaki mikroorganizmalar dahil hiçbir canlıyı incitmemek için ağızlarına maske takmak gibi uç önlemlere başvuran prensip.

**”İnandığınız gibi yaşamazsanız, yaşadığınız gibi inanırsınız” – Hz. Ömer

2 yorum:

Adsız dedi ki...

selam kardeşimm ... bıraz dogaya saygıı.. hayvanlara ii davranın doganın duzenını bozmayın BİLİNÇLİ AVLANIN YAA ne o resımlerr yanına uzanıp vs. tama yaptığın avın resmını koy ama .. ne yanın da poz vermee ayıp yaaaa

güngör dedi ki...

yanında yatmamızda resim çekilmemizde o hayvana biz senden üstünüz demek için değil. tamamı ile sevgimizdendir. avla en ufak bir alakan varsa dünyada hangi trofe avcısının vurduğu avla resim çektirmediğini gördün. en sevdiğimiz ve saygı duyduğumuz avcıların dai böyle binlerce resmi vardır. senin görüşünede tamamen saygı duyuyorum bir bakış açısıdır eleştirin için teşekkürler.