18 Aralık 2007 Salı

Candan TURHAN



Şehir dışında her yer sürgündür modern insana. Zevkle yenilip zamanla vücuttan atılan bir yemek gibi algılanır doğa da - güzeldir, hoştur, bir miktarı bir süre yeterlidir. Bir küçük zevktir, insanın yüce yaşamının kıyısında. Öyle de kalmalıdır...
Çok zaman oldu, uzaklaştık, farklılaştık. Oysa bir zamanlar doğanın bağrında varolmuştuk. Bebelerimizi kurtlar yalamıştı belki. Domuzla yanyana su içmiştik dereden. Köpeğin açtığı kuytuya sığınmıştık. Yaşam mücadelesi vermiştik birlikte. Koptuk.

Toprakla ilişkimizi gevşettik önce. Tozu, çamuru pislik saymaya, evlerimizi topraktan yukarılara yapmaya, evlerimizi, bahçelerimizi beton kaplamaya başladık. Toprakla birlikte hayvanları geride bırakmış olduk. Uzaklaştıkça tanımaz olduk onları, tanımayınca korkmaya başladık, korktukça daha uzaklaştık...

Hayatta kalma mücadelesinde iki seçeneğimiz vardı: Uzlaşmak ya da hakim olmak. Karanlık tarafımız kazandı: İktidarı, gücü, hükmetmeyi seçtik. Kendimizi öyle daha güvende hissettik. Gelişme denen sürecin bir aşamasında, doğayı bizi de içeren bir büyük bütün olarak algılamaktan vazgeçip “biz” ve “onlar” olarak iki cepheye böldük. Onlar olduğu yerde saydı, biz ‘ilerledik’.

İktidar, tebaya ihtiyaç duyar. Küçük Prens’in kralının boş gezegeninde gördüğü herkesi hemencecik tebalığa kaydetmesi gibi, hükmedilecek birşeyler arar sürekli iktidar. Ve kendine bir teba buldu hemen, en yakınından: İlk olarak onun süründüğü, mücadele ettiği, herşeyle bir ve eşit olduğu zamanları bilen, birlikte mücadele verdiği kadim dostunu, doğayı sırtından bıçaklayarak teba ilan etti; o günlerin anılarını öldürmek için belki de...

(Daha sonraları, doğaya mükemmelen hakim olduğuna inandıktan sonra, hala ‘meşru hakimiyetini’ kendine kanıtlamaya çalışan insanoğlu kendini de kategorize edecek (“böl ve fethet”) ve kendinden en uzakta olanlardan başlayarak sırayla tüm “öteki” kategorilerinin de üstünde hakimiyetini kurma isteğiyle yanıp tutuşacaktı. Ve nitekim “öteki”lerin, Fransa’daki göçmenlerin, İslami uçların, ezilen etnik grupların huzur vermediği günlerimiz... Ama şimdilik konumuz doğa.)

4 yorum:

claros dedi ki...

buda harika.yazarın kitabı yada başka yazıları varmı?

bülent dedi ki...

çok iyi bir anlatım.okurken mest oldum tamamen

gökhan dedi ki...

çok akıcı ve insanı okurken anı yaşatan bir yazı tek kelimeyle mükemmel.

candan dedi ki...

şimdi gördüm yorumlarınızı, ne güzel, beğendiğinize sevindim. doğa ve avla ilgili yazılarımın galiba çoğu bu blogda yer alıyor. daha yeni yazılarım olunca da güngör'e gönderirim yine bloga eklemesi için. domuz avını henüz yeni yeni yaşamaya ve daha daha sevmeye başladım, eminim ilerde daha yazacaklarım olacaktır!